****[[[[SaRı LoLiPoPum GuLcin]]]]****

Hakkımda

Arkadaşlar Yorum Yazın!!!!


Bağlantılarım

* Ana Sayfa
* Profilim
* Arşiv

Kategoriler


Arkadaşlarım


[[[[----gRuq h€qS! !l€ RöqÖrTaJ----]]]]

YEMEKLE ARANIZ NASIL?


GÜLÇİN: Acayip Yemek yiyorum.


CEMRE: Eger aklıma gelirse herkesten çok yerim.


YASEMİN: Severim ama bu sıralar yogunluktan yiyemiyorum.


EREN: Yemekle aram çok iyidir.


YEMEK YAPAR MISINIZ?


GÜLÇİN: Annem evde yoksa sebzeli pilav yaparım.

 
CEMRE: Hiçbirşey beceremem.


YASEMİN: Zor kaldıgım zaman değişik soslu makarnalar yaparım.


EREN: Annem tarif edince yapıyorum.

HANGİ TAKIMI TUTUYORSUNUZ?

GÜLÇİN: Milli Takım


CEMRE: BJK


YASEMİN: Fenerbahçe


EREN: GS

 

KUAFÖRE GİTTİĞİNİZDE SIKILIR MISINIZ?

GÜLÇİN: Kuaför Takıntım Vardır.


CEMRE: Sık sık gittiysem o zaman ağlıyorum.


YASEMİN: Çok yorgunsam sıkılırım.


EREN: Üstüste gittiysem sıkılırım.



TIRNAKLARINIZ KIRILDIĞI ZAMANÜZÜLÜR MÜSÜNÜZ?


GÜLÇİN: En yakın zamanda gidip düzelttiririm.


CEMRE: Hiç üzülmem.Takmam Yani.


YASEMİN: Tabi üzülürüm.


EREN: Elbette üzülürüm. yamuk yumuk oluyor. 

AKSESUAR TAKINTINIZ VAR MI?


GÜLÇİN: yok.


CEMRE:küpe ve süslü tokalara bayılıyorum


YASEMİN:severim en çok saat


EREN: sapka, fular

EVLENDİĞİNİZ ZAMAN KAÇ ÇOCUK YAPMAYI İSTİYORSUNUZ?

 
GÜLÇİN:ben yapmak istemem. yapılmıslarını alamk isterim


CEMRE:cocukları coookk seviyorum yasım ilerlemeden de cocuk yapmak

 isterim.Çünkü cocugum yanında genc olursam daha cok sey paylasırım. önce bi tane cocuk dogururum eğer onu iyi yetiştiriyorsam ikinci cocugu da yaparım


YASEMİN:ben iki cocuktan yanayım hatta bi kız bi erkek olsun


EREN:acıkcası ben evlenmeyi düsünmüyorum.ancak hayat ne getirir bilimiyorum ama bir kere dogurup iki tane cıksın istiyorum


Tarih: 15:45, 27/3/2008 Kategori: grup hepsi ile konustuk
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı

[[[[----gRuq h€qS! !l€ RöqÖrTaJ----]]]]

 

 

 

Yasemin: Lisede biz Cemre ile beraberdik, bizden nefret ediyordu insanlar.

 

Neden?


Cemre: Çünkü çok yaramazdık. Eren'le Gülçin bizim bir üst sınıfımızdaydılar. Erenler okulda her derse giren, düzgün, çalışkan, derslerde iyi notlar alan kızlardı. Biz Yasemin'le her günümüzü müdürün odasında geçirirdik. İki tane beter böcektik. Ilgın adında bir arkadaşımız daha vardı. Müdür bize "Bermuda Şeytan Üçgeni" ismini takmıştı


Yasemin: Ilgın'a artık herkes "Çılgın" diyordu.


Eren: Kızlara kötü örnek olmayın Ben hiç ceza almadım okulda. Şu anda üniversiteye gidiyorum. Konser, röportajlar, provalar gibi bir sürü işim varken bile yine de okulun en devamlı öğrencilerinden biriyim.


Cemre: Biz de Yasemin'le tabii ki akılsız insanlar değiliz Hiçbir zaman başarısız olmadık, sadece yaramazdık. Ama kızlar, siz yine de Eren gibi olmaya çalışın


Ergenlik döneminizde yaşadığınız en büyük sorun neydi?

Yasemin: Ben diş telleri takmıştım ve bu beni o zamanlar çok üzmüştü. Bana iki ay tel takacaksın demişlerdi. O iki ay, üç sene oldu.


Cemre: O süre ben de Yasemin'le dişçiye gidip geliyordum, benim canıma okuyordu. "Ben oraya gitmem, ben bunu yemem" diye bana günlerce eziyet etti. Tellerinin çıkmasına en çok ben sevindim.


Yasemin: Gelmişlerdi bana gerçekten, çünkü çok eziyetli bir şeydi. Ama sonrasında anlıyorsun değerini. Şimdi iyi ki takmışım diyorum, dişlerim çok düzgün artık çünkü.

 

Cemre: Ilgın diye bir arkadaşımız vardı ve o da gözleri bozuk olduğu ve gözlük takmak zorunda kaldığı için bunalıma girmişti. O üzülmesin diye biz de Yasemin'le birlikte birer gözlük almıştık ve biz de gözlerimiz bozukmuş gibi yapıyorduk. Üçümüz de gözlüklü geziyorduk. Eren: Ben hiç ergenlikle ilgili bir sorun yaşamadım. Ergenlik sivilcelerim de 20-21 yaşımda falan çıkmaya başladı.


Gülçin: Benim de pek sorunum olmadı.

Çok sevdiğiniz bir arkadaşınızla tartıştığınız oldu mu? Böyle bir durumda ne yapıyorsunuz?


Cemre: Oluyor tabii. Bazen kendi aramızda bile tartışıyoruz, ama hemen de geçiyor.


Gülçin: Konuşuyor, hallediyoruz


Eren: Tartışma olmazsa bu normal bir hayat değil bence, çünkü fikir ayrılıkları her zaman olabilir, ki normali budur.

Yakın arkadaşınızla çok ciddi bir kavga ettiniz. Bu durumda ne yapılması gerekiyor sizce?

Cemre: Asla kin tutmamak ve iyi bir dinleyici olmak gerekiyor, ama her şeyden önce arkadaşları her zaman iyi seçmek lazım.


Yasemin: Konuşup onu dinledikten sonra doğru karar vermeli. Hızlı kararlar çoğu zaman pişmanlıkla sonuçlanıyor çünkü.


Eren: Biri hakkında bir şey duyduğunuzda hemen buna inanmamak lazım. Gidip açık ve net bir şekilde bunu o kişiye sormak gerekiyor. Olay dedikodu boyutuna gelirse, tamamen içinden çıkılmaz bir hal alıyor.


Gülçin: Yanlış veya kötü algıladığın bir şeyi de hemen gidip arkadaşınla konuşmalısın ki, her şeyi kökünden çözebilesin. Aksi takdirde işler iyice karışabiliyor.


Cemre: Hiçbir şey için, insan dostum dediği kişiye sırtını çevirmemeli. Çünkü eninde sonunda buna pişman olur. Belki bugün değil, belki yarın da değil, ama bir gün buna pişman olur.
Eren: Yalan söylemek gibi mesela! Asla arkadaşına yalan
söylememelisin.

Çok yakın bir arkadaşınızla aynı çocuğa aşık olsanız?

Cemre: Gerçek dostlar böyle aşklar yaşamazlar bence. O yüzden arkadaşını iyi seçmelisin. Hadi, böyle bir şey es kaza oldu diyelim, iki taraf da vazgeçmeli bu sevdadan. Bir daha da bu konuyu açmamalı. Çünkü diğer taraf bu durumu hayatının sonuna kadar unutmayacaktır, "Bak, böyle olmuştu" diyecektir hep.


Eren: Ayrıca o çocuk zaten kaybolup gidecek bir gün yani

Bir öğretmeninize aşık olduğunuz mu hiç?


Eren, Cemre, Gülçin: Haaayyyııır!


Yasemin: Ben okuldayken bale öğretmenimi çok beğenirdim ama Bütün okul hastadır ona zaten. İsmini söylemek istemiyorum, ama çok tatlıdır.

Farz edelim ki bir kız, yakışıklı mı yakışıklı öğretmenine aşık oldu. Ne yapmalı sizce?

Eren: Aşık olmayacak, yapacak bir şey yok çünkü. Cemre: Biraz insanın haddini bilmesi lazım canım.


Yasemin: Bence öyle değil, annelerimiz babalarımız da küçükken öğretmenlerine aşık olmuşlardır. Özellikle babalarımızın böyle durumları olmuştur.


Eren: Ay ben hiç yaşamadım öyle bir şey


Yasemin: Okuldayken o yaşta anlayamazsın ki bunu sen, çünkü o olgunlukta değilsin.


Eren: Ben anlarım. Cemre: Ben de anlarım. Çünkü kime ne gözle bakacağını bilmelisin.


Yasemin: Anlayamazsınız arkadaşlar!


Cemre: Neyse, geçelim bu konuyu Kesin bir karara varamadık biz

Peki, geçelim o zaman. Diyelim ki bir çocuktan hoşlanıyorsunuz, ama ona aşkınızı itiraf edemiyorsunuz! Böyle bir durumda sizce ne yapılmalı?

Cemre: Açık davranmalı; rahat olmak lazım. Eren: Hayır, ben katılmıyorum.
Cemre: Gidip "senden hoşlanıyorum" demekten bahsetmiyorum tabii ki, ama rahat olmak lazım. Çünkü her şey olacağına varıyor.


Eren: Ben açıkçası karşımdakinin yaklaşmasını beklerim.


Gülçin: Eğer o çocuğu çok beğeniyorsam, dünyanın en utangaç insanı olurum. Kıpkırmızı kesilir, çocuğun gözlerine bile bakamam ben. O yüzden bu konuda maalesef tavsiye verebilecek biri değilim.


Eren: En doğrusu ne biliyor musunuz? Bence kaçan kovalanır. Maalesef böyle bir şey var.


Cemre: Evet, kaçan kovalanıyor ve ben bundan nefret ediyorum. İnsanlar birbirine oyun oynuyor! Ne gerek var böyle bir şeylere anlamıyorum.
Eren: Bence çok iyi dost olmalı. Böylece karşındaki çocuk seni fark edebilir.


Yasemin: Nereden anlayacak Eren, çocuk senin ondan hoşlandığını? Belki de sadece arkadaş olmak istediğini sanacak.
Eren: O anlaşılır zaten. Tamam, şöyle toparlayalım konuyu: Kendini karşısındakine çok iyi tanıtmalısın. Onun yakın arkadaşı olmalı, ama aynı zamanda ondan hoşlandığını da birazcık çaktırmalısın. Bence en iyi yöntem bu.

 

 

 

 

 

 

 

       ****[[[[BİR BAŞKA RÖPÖRTAJ DAHA]]]]****

 

 

*****************************************************************

 

 

Çocukluğunuzda böyle bir yere geleceğinizi hiç düşünür müydünüz? Yada çocukluğunuzdaki hayalleriniz nelerdir?

Gülçin: Ya tabi ki düşünüyorduk. Herkesin sen ne olacaksın dedikleri zaman, zaten mikrofon olarak, her tür silindir şeklindeki esyayı alıp şarkı söylemeye çalıştığım için böyle bir hayalim vardı yani.

Eren: Benim çocukluk hayalim çok komikti. Ahçı olmaktı. Ama bu çocukluk hayaliydi. Sonra, ortaokul yıllarına geldiğimizde tabi ki hayalimiz böyle bir grup olmaktı. gerçekten… Ama proje basladığında da bu kadar tepki alacağımızı çok kısa zamanda buraya geleceğimizi tahmin etmiyorduk.

Yasemin: Benim de mutlaka sahne ile ilgili bir şey olacağı kesindi, çünkü aileden gelen bir şeydi sonuçta. Tiyatrocu olmayı istiyordum. Ama daha sonra klasik baleye geçince dansçı olmaya karar verdim. Hep değisti bu fikir ama sonradan şarkıcılıkla dans bir arada olunca bu gurup kuruldu ve şimdi buradayız. Güzel yani.

Cemre: Zaten başından beri bunu istiyordum. Tabi klasik bale okuduğum için yani onda da sahne almak iyi ama, başından beri bunu istiyordum. Buraya geleceğimizi tahmin ediyor muyduk derseniz; biraz ukalalık olacak ama, ben ediyordum yani...

Basarınızda bayan ve güzel olmanızın payı yüzde kaç?


Eren: Bayan olmamız şu şekilde algılanabilir. Hani yalnızca bayan olduğumuz için değil ama, kız gurubu hani ilk defa bu şekilde bir şey yaptığı için ilgi çekmiş olabilir mesela. %30 olabilir. Bayan olmamız ve dört kisi olmamız bence %30 olabilir.

En son gittiğiniz film?

Yasemin: Eee ben gittim… (gülüşmeler) Dünyalar Savaşı’na gittim çok güzeldi.

Eren: Hatırlamıyorum. Neden hatırlamıyorum çünkü ben her gün birkaç film izliyorum. Yani sinema dışında da. Ne izlediğimi gerçekten hatırlamıyorum. Çok fazla film izliyorum. Hangisi en son film hiç hatırlamıyorum.

Cemre: Angelina Jolie ve Brad Pitt. Ms&Mr Simith.

Hayatınızın filmi?

Eren: Hayatımın filmi. Büyük Umutlar.

Yeni versiyonu mu?

Eren: Evet.

Gülçin: Hayatımın filmi diyemem.Zaten çok fazla film izlemeyi sevmiyorum. Eren gibi ilgim yok. Ama dans filmlerini izlemeyi daha çok seviyorum.

Cemre: Ya ben, şimdi pek film aklıma gelmedi düşün düşün… Genel olarak Angelina Jolie izlerim; çoğu filmini seviyorum ben. Hayatımın filmi... ımm... (gülüşmeler) Pek bir şey aklıma gelmiyor şu anda.

Yasemin: Benim biraz saçma gelecek insanlara ama Armagedon olabilir. Filmin son sahnesi beni çok etkilemisti. O olabilir.

En son okuduğunuz kitap?

Yasemin: Da Vinci Şifresi.

Gülçin: Ben de en son Da Vinci Şifresi’ni yarıda bıraktım. Sonlarına biraz gelmistim bıraktım okumadım.

Neden yarıda bırakılıyor bu kitaplar?

Gülçin: Çünkü vakit yok.

Cemre: Zamanımız yok. Normalde ben çok fazla kitap yani yazın özellikle onlarca kitap okurum ama yani şey olmuyor böyle zaman…


Sizi tanımakla baslayalım...


Eren: 21 yaşındayım. Ortaokul ve liseyi Mimar Sinan Üniversitesi Klasik Bale Bölümü'nde okudum. Şimdi de Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Modern Dans Bölümü'nde öğrenciyim.

Yasemin: 19 yaşındayım. İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Bale Bölümü'nde ilk yılım. Ortaokul ve liseyi diğer arkadaslarım gibi Mimar Sinan Üniversitesi Klasik Bale Bölümü'nde okudum.

Gülçin: 20 yaşındayım. Mimar Sinan Üniversitesi'nde bale okuduktan sonra üniversitede modern dans bölümüne geçtim.

Cemre: Ben de 20 yaşındayım. Ortaokuldan beri Mimar Sinan Üniversitesi'nde klasik bale eğitimi alıyorum. Şimdi de ikinci sınıftayım.

Böyle bir vokal grubu kurma fikri nasıl ortaya çıktı?


Eren: Dört-beş yıldır her hafta cuma günü Cemrelere gidiyorduk. Yabancı kız ve erkek gruplarının hayranıydık. Özellikle de Back- street Boys'a bayılıyorduk. Onlarla yatıp kalkıyorduk. Şarkılarını ezberleyip Cemre'nin evinde küçük konserler veriyorduk. O evi seçmemizin nedeni de Cemre'nin annesinin mesleğinin menajerlik olmasıydı. Onun annesinin dikkatini çekmek için elimizden geleni yapıyorduk. "Bize albüm yapın" diye ısrar ediyorduk.

Cemre: Annem belki bizim farkımıza varır diye bekleyip durduk. O da sürekli "Daha çok küçüksünüz. Sabredin" diyordu. Bekledik, oldu. Şimdi menajerliğimizi o yapıyor zaten.

Grubun adı neden Hepsi?


Cemre: Çünkü biz bütünüz.

Gülçin: Daha da açarsak; hepsi akademik bale temelli dansçılar, hepsi dans ediyor, hepsi şarkı söylüyor, hepsi arkadaş, hepsi birlikte büyüdü.

Neden R&B'yi tercih ettiniz? Pop müzik yapmanız belki albüm satışlarınızı daha yükseltebilecek bir seçenek olurdu.


Gülçin: Yıllardır bu müziği dinliyoruz. Vokal yapmayı seviyoruz ve R&B de bizim vokal anlayışımızı içeren bir müzik tarzı. Yapmak istediğimiz tek müzik R&B idi. Böylece Türkiye'deki ilk R&B albümünü de biz yapmış olduk. Çocukluk hayalimiz gerçek oldu.

Bale eğitiminden sonra bu tür müzik ile dans etmek zor oldu mu?


Eren: Hayır. Hem klasik hem de modern dans eğitimi almış olmak bizim için avantaj. Bu yüzden R&B yaparken zorlanmıyoruz. Ama bu tarz dansı daha iyi yapabilmek için koreograflarla çalıştık. Klibe Candaş Baş'la hazırlanmıştık. Şimdiki koreografımız ise Fulya Güney.

Klipteki ve albüm kapağındaki kıyafetleriniz de tam yabancı kliplerde gördüğümüz R&B sanatçıları gibi. Günlük hayatta da böyle mi giyiniyorsunuz, yoksa bu pazarlama için yapılan bir taktik mi?


Yasemin: Tüm kıyafetlerimizi Ümit Ünal hazırlıyor. Günlük hayatta fotoğraflardaki gibi çok farklı giyinmiyoruz. Gardırobumuz spor kıyafetlerle dolu. Albüm çekimleri için topuklu ayakkabı giyelim dedik ama yürümeyi beceremedik. Spor ayakkabı yerine topuklu ayakkabı giyince komik görünüyoruz.

Çıkış parçanız "Olmaz Oğlan"ın nakaratı "Hiç bana bakma olmaz oğlan / Sen kendine ısmarlan / Hiç bana bakma olmaz oğlan / Baskasına yuvarlan". Siz de böyle sözler kullanıyor musunuz muhabbetlerinizde?


Cemre: Aynısı olmasa da bunlara benzer laflar kullanıyoruz. Bu albümde bizim yaslarımızdaki genç kızların günlük hayatta kullandığı laflar var. Albümdeki sözlerden pek çoğu dinledikçe gençlerin ağzına takılabilecek cinsten.

Şu sıralar hangi sanatçıları takip ediyorsunuz?


Cemre: Blue, Jennifer Lopez ve Usher. Onların sadece albümlerini değil kliplerini ve sahne şovlarını da takip ediyoruz. Bir araya gelip saatlerce konser kaseti izliyoruz. Dans çalışıyoruz. Albüm için hem şan hem de dans dersi aldık. Okuldan çıkar çıkmaz yine prova yapıyoruz.


Sizin şarkılarınızın Türkçe olmasının dışında diğer R&B parçalarından ne farkı var?


Gülçin: Türk ağırlıklı R&B yapmaya çalıştık. R&B'ye güzel tatlar kattık. Yurtdışında Hint müziğini bile R&B ile karıştırdılar. Biz de bazı parçalarımızda darbuka, ney ve tef kullandık. Bir parçamızda da tango ile R&B'yi birlestirdik.

Yasemin: Albümde R&B altyapısı var ama bizi Türklerin dinleyeceğini unutmadık. Parçaları ne kadar Batı gırtlağında okumuş olsak da içine Doğu'dan da bir şeyler eklemeyi ihmal etmedik.

Hocalarınız ne diyor bu tip bir albüm yapmanıza? Tepki gösterenler var mı?


Gülçin: Albüm henüz çıkmadığı için çoğu olayın farkında değil. Açıkçası onların tepkilerinden korkuyoruz. Klasik bale eğitimi aldıktan sonra böyle bir iş yapmamızı elestirebilirler. Onların bizi görmek istedikleri yer konser sahnesi değil, AKM sahnesi çünkü.

Eren: Klasik bölümdeki insanların modern şeylere bakış açıları dar. Klasik balenin dışında pek bir şey yapmamızı istemiyorlar. Biz bir de üstüne R&B albümü yaptık.

Türkçe albüm tamam. Peki ilerisi için İngilizce bir albüm projesi var mı?


Yasemin: Evet. Bize özgü müzik aletlerini katarak İngilizce R&B albümü yapmak istiyoruz. Hatta bunun için İngilizce derslerine basladık bile.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


Tarih: 17:48, 21/3/2008 Kategori: grup hepsi ile konustuk
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

<- Son Sayfa | Sonraki Sayfa ->